5 Ocak 2016 Salı

KAKAO LİKÖRLÜ ÇİKOLATALI KEK


Yeni seneden 5 günü tükettik bile.Üstelik yağmurla geldi 2016 :) Lütfen güzelliklerle gelmiş ol, barışla, sağlıkla gelmiş ol.Gelmişken insanlığa bolca umut getirmiş ol.Şimdi günler birbiri ardına eklenip gidecek ve bizler bir iz bırakmak için çalışacağız her yeni gelen günle birlikte.Kimin eline değerse elim güzellikle değsin, iyilikle değsin ve anılarında yer bulayım kendime.Zülfü Livaneli ne güzel söylemiş: "dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak herşey".


Yağmur yağıyorsa dışarıda eve gidince hemen kek yapılabilir. Evde ne varsa şöyle bir bakılır, nasıl bir kek yemeli hayali kurulur, damakta  tadı belirir önce, sonra mikserin başına geçilir ve doğaçlama kek hayat bulur .Bazen " eh işte idare eder " de olabilir ama bazen tam da bu kek gibi mükemmel oluverir.Bi mutluluk bi mutluluk damağımda beliren tadı yakaladım diye.


Malzemeler
- 3 yumurta
- 1 su bardağı toz şeker
- 1/2 su bardağı sıvı yağ
- 1/2 su bardağı kakao likörü
- 100 gr bitter çikolata
- 1 su bardağı un 
- 2 yemek kaşığı kakao
- 1/4 su bardağı badem unu


Yapılışı
  1. Yumurta ve şekeri krema halimi alana kadar yüksek hızda çırpın.
  2. Yavaş yavaş sıvı yağı ve kakao likörünü ekleyip düşük hızda çırpmaya devam edin.
  3. Un , kakao ve badem ununu ayrı bir kapta karıştırın.
  4. Unlu karışımı sıvı karışıma ekleyin ve spatula yardımıyla karıştırın.
  5. Daha önceden benmari usulü erittiğiniz çikolatayı kek hamuruna ekleyin ve karıştırın.
  6. Kek hamurunu küçük kağıt kalıpların 1/2 sini dolduracak şekilde paylaştırın ve fırın tepsisine dizin.
  7. Önceden 180 dereceye ısıtılmış fırında 20 dk pişirin.Soğuyunca servis yapın.



Damaklarınıza şenlik olsun , mutlu haftalar.
Not:Bu tarifte kullandığım su bardağı 250 ml kapasiteli bir bardaktır.
Yazar caferengigul.blogspot.com
 H.GÜLHAN ÖZ ÖZER

30 Aralık 2015 Çarşamba

GİT ARTIK 2015


Yılın son yazısı olacak bu yazım ve 2015 yılı hesap dökümüm.Sevmedim ben 2015'i .Denedim , hem de çok denedim ama olmadı.Sevemedim.
3-4 ayımı yok eden bitmek tükenmek bilmeyen bir hastalık tüm enerjimi tüketti sanki.Toparlanmaya çalıştıkça battım sanki...
Kayıplarım ne çok 2015'de , hüzünlerim, uykusuz gecelerim...
Kayıplarımız ne çok 2015'de...
Koca bir yıl...
Bir uykuya yattık sanki 2014'ün son gecesi ve bir karabasan çöktü üzerimize...Sonrası malum; hep acı, hep acı, çok acı.Ağlayan anneler, yiten genç insanlar.Uykudan bir türlü kalkamayan bir ülke.
İçimdeki kuşlar uçtu gitti bu yıl ...Giderken geleceğe dair umutlarımı da aldılar yanlarına...Beni öylece bırakıp gittiler bir başıma.Oysa hayallerim vardı benim; her gece uykudan önce düşlediğim.Ve hep gerçeğime dönüşen hayallerim.Bilirdim ki insan hayal edince gerçek olur...Hani benim hayallerim...2015 hayal kurma gücümü aldı elimden.Geriye koca bir enkaz kaldı.Kahkahalar çoktan öldü de tebessümler bile yalan oldu.
Sevemedim ben bitip gitmek üzere olan bu yılı.Git artık , bit artık.Tüm kötü şeyler kalsın geride.2016 güzel gel, barış getir ülkeme ve dünyama.
Benim hayaller kurmam lazım yeniden , umut etmem lazım gelecek güzel günleri.Bu kadar acı , bu kadar ölü herkese yeterde artar.Dinmiş, ırkmış , rengi daha esmermiş...Ne farkeder ki? Hepimiz insanız bir anlasak.
Sevmedim ben seni 2015, çık git hayatımdan.
Şimdi sakince bekleyeceğim yeni gelecek yılı.Her gece inatla hayaller kuracağım ve gerçeğim olacaklar.Biliyorum o zaman kuşlar geri gelecek bana, biliyorum.
Yazar caferengigul.blogspot.com
 H. GÜLHAN ÖZ ÖZER

23 Aralık 2015 Çarşamba

PASKALYA KURABİYELERİ


Lezzeti bol bu kurabiyeler adından da anlaşılacağı üzere Paskalya zamanı yapılırmış.Bir yerlerden not almışım bu tarifi epey zaman önce ama denemek bu güne kısmetmiş.

Dinler , insanlar ve savaşlar...Benim için hep yorucu olmuştur bu üçlüyü anlamlandırmak.İnanç insan için savaş sebebi olmamalı bana göre.Oysa ülkemizde insanoğlu mezhepler için bile birbiriyle çatışmakta.İlginçtir hemen hemen her dine ait bir kurabiye tarifi var.Daha doğru ifade etmek gerekirse; her dinin özel günlerinde yapılan ve o günün adıyla anılan bir kurabiyesi var.Müslümanların Kandil Simidi, Musevilerin Hamantashen Kurabiyesi ve Hristiyanların Paskalya Kurabiyesi gibi.Hepside çok güzel ve lezzetli kurabiyeler.Belki sizde denemek ister ve  farklı dinlerden olan komşularınızla paylaşırsınız.



Malzemeler
- 115 gr  tereyağı ( oda sıcaklığında )
-  85 gr ( 1/2 su bardağı ) ince çekilmiş toz şeker
-  1 adet yumurta
-  200 gr (2 su bardağından 1 parmak eksik ) tam buğday unu
-  1 çay kaşığı tarçın
-  50 gr (1/4 su bardağı) kuru üzüm
-  1 yemek kaşığı portakal ve limon kabuğu şekerlemesi ( ince kıyılmış )
-  2 yemek kaşığı süt

NOT: Tarifin orjinalinde 1 çay kaşığı elma esansı ve 1 yemek kaşığı meyve şekerlemesi vardı.Ben elma esansı olmadığı için kullanmadım.Meyve şekerlemesi yerine evde kendi hazırladığım; rendelenip şekerde bekletilmiş narenciye kabuklarını kullandım.


Yapılışı
  1. Tereyağı ve şekeri mikserde krema kıvamını alana kadar karıştırın.Bu işlemden önce şekerden kurabiyelerin üstüne serpmek için ayırın.
  2. Yumurtanın sarısını ve sütü tereyağlı karışıma ekleyerek çırpmaya devam edin.Beyazını daha sonra kurabiyelerin üzerine sürmek için ayırın.
  3. Un, tarçın, kuru üzüm ve meyve kabuğu şekerlemelerini ekleyip 5 dk daha karıştırın.Hamur fotoğrafta da gördüğünüz gibi dağınık bir hamur oluyor.
  4. Hamuru unladığınız tezgaha alın ve toparlanana kadar yoğurun.Merdane yardımıyla yarım cm kalınlığında açın ve fotoğrafta gördüğünüz gibi kenarları tırtıllı yuvarlak bir kalıp yardımıyla kesin.
  5. Yağlı kağıt serdiğiniz fırın tepsisine aralıklı olarak yerleştirin.Önceden 200 dereceye ısıtılmış fırında 10 dk pişirin.
  6. Bu arada yumurta akını güzelce çırpın.10 dk'nın sonunda kurabiyeleri fırından çıkarıp hızlıca üzerlerine yumurta akını sürüp, toz şekeri serpiştirin ve tekrar fırına verin. Kurabiyeleriniz hafifçe kızardığında ( yaklaşık 10 dk ) fırından çıkarın ve tel ızgara üzerine alarak soğumaya bırakın.Hoşgörüyle tüketin.



"Tüm dinler, sanatlar ve bilimler aynı ağacın dallarıdır."
                                                                         Albert Einstein
Yazar caferengigul.blogspot.com 
H:GÜLHAN ÖZ ÖZER

15 Aralık 2015 Salı

KAZYAK ( KAZAYAĞI ) KAVURMASI


Yeşil , yeşil, yemyeşil bir yemek...Ege ve ot yemekleri, Bodrum ve ot yemekleri, Girit ve ot yemekleri, ben ve ot yemekleri...Tazecik otlar pazar tezgahlarını, tarlaları, dağı, taşı ve pek tabiiki benim sofralarımı şenlendirmeye başladı.Tek derdim onları yıkamak.Saatler alıyor otları topraktan arındırmak.Sirkeli su da bekletmekse birazcık ama sadece birazcık işi kısaltıyor o kadar.Ar-ge'ci arkadaşlar lütfen bi ot yıkama makinesi geliştirin artık.


Yukarıda fotoğrafta gördüğünüz güzeller güzeli otun adı kazyak, kazayağı ya da Bodrum'cası gazyak.Maydanozu andırıyor değil mi?Köklerini inkar etmiyor açıkçası:)Kendine has çok güzel bir aroması var dokunur dokunmaz koku reseptörlerinizi gıdıklayan ve bir o kadar da damağınızı şenlendiren ...Sevgili Tijen İnaltong'un Bir Ot Masalı adlı kitabında A ve C vitamini bakımından zengin olduğundan,  mide rahatsızlıklarına iyi geldiğinden ve gaz giderici özelliğinin olduğundan bahsedilmiş.Otları sıkılmadan keyifle öğrenmek istiyorsanız mutlaka bu kitabı edinmelisiniz.


Malzemeler
- 1 bağ kazyak
- 1/2 bağ taze soğan
- 1 tatlı kaşığı kırmızı biber
- zeytinyağı
- tuz


Yapılışı
  1. Mümkün olduğu kadar yıkamış olduğunuz kazyakları 1'er cm olacak şekilde doğrayın ve tencereye dökün.
  2. Taze soğanları doğrayın ve kazyakların üzerine yerleştirin.
  3. Son olarak kırmızı biber, tuz ve zeytinyağını gezdirip ocağın altını yakın.
  4. Otlar rengini değiştirene kadar yüksek ateşte, sonrasında kısık ateşte pişirin.Yaklaşık olarak 15- 20 dk da yemeğiniz pişmiş olur.Size de afiyetle yemek düşer.
Taze soğan yerine kuru soğanda kullanabilirsiniz.Aynen bu şekilde pişirdiğiniz kazyaklara yumurta kırarak hazırlamanızda mümkündür.Bence her hali başka güzel bu aromatik otun.Sizde mutlaka bulun buluşturun deneyin.
Yazar caferengigul.blogspot.com

8 Aralık 2015 Salı

FINDIKLI KURABİYE


Evveeeet yılın o en sevdiğim zamanları geldi.Her yer ışıl ışıl , her yer hediye paketi, ev kurabiye kokulu, hayat daha bi tempolu yılın bu son ayında.İşte bu sebepten ötürü bu ara yayınlarım biraz fazla tatlı içerikli olabilir.Bence evde yapılmış bir paket kurabiye kadar güzel bir hediye olamaz ya sizce?

Malzemeler
- 2 adet yumurta
- 1 su bardağı pudra şekeri
- 125 gr tereyağı ( oda sıcaklığında )
- 1 su bardağı ince çekilmiş fındık
- 1 kahve fincanı sıvıyağ
- 1 kahve fincanı su
- 1 adet vanilya çubuğu
- aldığı kadar un
Üzeri için:
- toz şeker
- fındık ( 50- 60 adet )

Yapılışı
  1. Tereyağı, yumurta, sıvıyağ, su, pudraşekeri, vanilya ve çekilmiş fındığı mikserle ya da elinizle karıştırın.
  2. Hamura yavaş yavaş un ekleyerek yoğurun.Kurabiye hamuru kıvamını ( kulak memesi yumuşaklığında ) alınca un eklemeyi bırakın.
  3. Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp, yuvarlayın.
  4. Bir tabağa biraz toz şeker koyun.Yuvarladığınız kurabiyeleri toz şekere batırıp, tepsiye dizin.Her bir kurabiyenin üzerine 1 adet fındık yerleştirin.
  5. Önceden 175 dereceye ısıtılmış fırında üzerleri hafif pembeleşene kadar pişirin.Fırından çıkarıp soğuyunca servis yapın.Afiyet olsun.
                      


Yeni hafta... tüm zorluklara rağmen üstesinden gelebileceğimiz bir hafta olsun hepimiz için.
Yazar caferengigul.blogspot.com 
H.GÜLHAN ÖZ ÖZER

1 Aralık 2015 Salı

SUSAMLI SİMİT KURABİYE


Güne Şero'mu veterinerine götürerek başladık.Epeydir bir öksürük problemi vardı ve son günlerde artarak devam edince bize yol göründü.Malum Şero 13 yıllık bir kedi, insan evhamlanıyor. Neyseki sonuç korktuğum gibi çıkmadı ve bende rahat bir nefes aldım.Alerjisi varmış bizim kedinin:) tıpkı benim gibi :) sanırım beni taklit ediyor.Bii deee mamayı kısın dedi veterinerimiz, çok tombiş olmuş beyimiz.Nasıl olacak bilemiyorum.


Bu susamlı minik simit kurabiyeleri yapın mutlaka, hiç pişman olmayacaksınız.Ama sizde Şero gibi diyetteyseniz sakın aklınızdan bile geçireyim demeyin.Çünkü o kadar güzeller ki diyet felan kalmaz ona göre:))

Malzemeler
- 3 su bardağı un
- 200 gr tereyağı
- 1 adet yumurta
- 2 yemek kaşığı yoğurt
- 1 tatlı kaşığı sirke
- 1 çorba kaşığı şeker
- 1 tatlı kaşığı tuz ( 10 gr )
- 1 çimdik karbonat
Üzeri için:
- 1 yumurtanın akı
- susam


Yapılışı
  1. Tüm malzemeleri mikserde pürüzsüz bir hamur elde edene kadar karıştırın.
  2. Bir kaseye biraz çırpmış olduğunuz yumurta akını, başka bir kaseye de susamı koyun.
  3. Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarlayarak çubuk haline getirin ve iki ucunu birleştirip simit (halka) şekli verin. 
  4. Simit şeklini verdiğiniz hamurları önce yumurta akına, sonra susama batırın ve fırın tepsisine dizin.
  5. 180 dereceye ısıtılmış fırında 15-20 dk pişirin.

Evet susamlı simit kurabiyeleriniz hazır.Soğuyunca cam bir kavanoza koyup saklayabilirsiniz.Oldukça dayanıklı ve çıtırlığını uzun süre kaybetmeyen kurabiyeler bunlar.


İster 5 çayında,  isterseniz ofiste atıştırmalık olarak canınız nasıl isterse afiyetle tüketmeniz ve o değerli fikirlerinizi burada paylaşmanız dileğiyle.
Yazar caferengigul.blogspot.com
 H.GÜLHAN ÖZ ÖZER

26 Kasım 2015 Perşembe

KIŞA VE SİZLERE MERHABA KEKİ

TAHİNLİ PEKMEZLİ KEK
KIŞA MERHABA KEKİ
MERHABA


Son yazımı doğum günümde yazmışım. Buralara uğramayalı 5 ay olmuş. Zor , sıkıntılı, yorucu, bıkkın, karmakarışık bir 5 ay...Hayatımda herkesten uzak olmak istediğim bir 5 ay. Herşey  12 Haziran sabahı kendimi kırgın hissetmemle başladı.Bir nezle, grip ardından eklenen faranjit ve sinüzit. Aaaa bensiz olmaz diye koşarak ve bağırarak gelen çılgın migren atakları...Biliyorum bunlar 5 ay sürer mi diye düşünüyorsunuz ; inanın bunu bende çok düşündüm. Öyle ki "benim bi hastalığım var ve doktorlar anlayamıyor galiba" bile dedim içimden zaman zaman. Anladım ki insanın yüreği kırgın olunca vücut kırgınlığını yenemiyormuş kolay kolay.Ara ara toparlasam da kendimi ülkenin hali, yaşanan onca tatsız şey, elimi uzatıp kurtaramadığım insanlar, ölenler, sırlar, arkadaşların sorunları öyle bir çöküyormuş ki insanın omuzlarına ruh yorgunluğu vücuda hastalık olarak geri dönüyormuş.Oysa insan hiçbir şeyi takmamayı biraz olsun başarabilmeliymiş ve insan herkese yetemezmiş.Nasıl yetsin ki henüz sihirli değnek icat olunmadı! İnsanın umudu kalmayınca olmuyormuş, olduramıyormuş bir türlü...Hal böyle olunca da yazmak istenmiyormuş; satır aralarına saklanmasın bu kötü şeyler, umutsuzluk diye. Anlık paylaşımlar instagram aracılığıyla kolayca yapılabiliyormuş çünkü umutsuzluğun ve kırgınlığın saklanabileceği paragraflar zaten yokmuş orda, satır araları ise rahatlıkla kurtarılabiliyormuş. Ama işte blog yazmak ...  kendini maskelemeyi başaramadığın bir yermiş.


Nefes aldığımız sürece öğrenmeye devam ediyoruz.Yaralanmayı, kırılmayı, düşmeyi, iyileşmeyi, ayağa kalkmayı, başedebilmeyi, herkesin kendince haklı olduğunu, kimsenin yüzde yüz haksız olmadığını ve uçan kuşların kanadından savrulan incecik tüylerine takılan bebek umutları yakalayabilmeyi.Çünkü insanoğlu umudu olmadan yaşayamaz.


Biz hepimiz iyiyiz ailecek.Bu yaz ıhlamurum ilk defa çiçek verdi ve yıllardır açmayan mum çiçeğim çılgına bağladı:) Künar ağacım ilk meyvelerini bu yaz verdi:)Ve ben hala domatesimi-biberimi bahçemden topluyorum. Şero hala böyle şebeklikler yapıyor bizi görünce:) 


Biz...tam 21 yıldır gözlerinde kendimi gördüğüm adamla iyiyiz.O zaman yazabiliriz:)


2gün önce instagramda paylaşmıştım bu keki. Bloga bununla dönmemin müsebbibi çocukluk arkadaşım, canımm Nurhan'ım. Kekin tarifini yazıp kendimle birlikte İstanbul'a götürmemi dilemiş.Ben de kıyamadımçok  beklemesin  istedim bloga yazayım dedim:) Anneler: bu kek tam sizin gözbebeğiniz çocuklarınız için biçilmiş kaftan besleyici, sağlıklı...daha ne olsun dii mi ama:) 

Malzemeler
- 3 yumurta
- 140 gr tereyağı ( eritilip, soğutulmuş )
- 1 su bardağı toz şeker 
- 1 su bardağı yoğurt
- 3/4 su bardağı tahin
- 1 su bardağı dövülmüş ceviz
- 3 su bardağı un
- 1 paket kabartma tozu
- 1/2 su bardağı pekmez


Yapılışı
  1. Yumurtaları ve toz şekeri mikserin yüksek hızında 5 dk kadar çırpın.
  2. Sırasıyla tereyağı, yoğurt ve tahini ekleyip orta hızda çırpmaya devam edin.
  3. Un ve kabartma tozunu eleyin ve yavaş yavaş sıvı karışıma ekleyerek çırpın.
  4. Dövülmüş cevizleri ekleyip spatula yardımıyla karıştırın.
  5. Pekmezi ekleyin ve spatula ile bir tur karıştırın.Yani homojen bir karışım olması için çaba harcamayın.Pekmez kek karışımına karışmasın:) uçsun ama koşmasın misali:))))
  6. Yağlanmış kek kalıbına aktardığınız karışımı 180 dereceye ısıtılmış fırında 30 dk pişirin. Olur da keki fırına verince elektrikler kesilirse ( benim öyle oldu ) ilk 10-15 dk'yı atlattıysanız fırının kapağını açmayın.Süre sonunda pişmiş oluyor.Size de afiyetle sevdiklerinizle tüketmek düşüyor.

Demiş Halil Cibran .Beni çok etkilemişti bu sözler , paylaşmak istedim.Yüreğinizden umudunuz hiç ama hiç eksilmesin efendim.


Bu güzel kırçiçeği demeti sayfama uğrayan, mesaj bırakan, merak eden ya da etmeyen, bi bakıp çıkan, tariflerden denemeler yapanlara gelsin.Umutla kalın, mutlu kalın.
Yazar caferengigul.blogspot.com
 H.GÜLHAN ÖZ ÖZER