1 Haziran 2015 Pazartesi

BÖĞÜRTLEN - AHUDUDU ( FRAMBUAZ ) REÇELİ


İşte budur:) Bazen evde çaya eşlikçi kek, kurabiye vs yoktur.Hemen bir kek çırpayım modunuzda yoktur.Ama bir cheesecake 'e hayır demek mümkün müdür? "Haşa ne haddimize" dediğinizi duyar gibiyim.Bizim ev kavanoz kavanoz reçel doludur her daim.İşte böyle anlarda da "beni kullan, beni kullan Gülhan" diye bağrışır dururlar.Efendim gelelim pratik mi pratik cheesecake'in tarifine:

- tuzsuz etimek
- labne peyniri
- reçel


Etimeği alın elinize korkmayın, telaş yapmayın.Sakin sakin labneye daldırın bıçağı...bıçak labneye doysun önce.Sonra yavaş yavaş, itina ile sürün labneyi etimeğe:)) Gülmeyin , ben hiç gülüyor muyum:)))) Sonra efendim bir kaşık dolusu reçeli alın kavanozdan ve labneli etimekle buluşturun.Sakın haa burda sakin ve yavaş olmanın alemi yok hızlıca buluşturmak gerek sevenleri.İşte budur en alasından cheesecake'iniz çaya katık olmaya hazır.


Uff nasıl güzel görünüyorlar değil mi?Ben bu cheesecake' de yukarıda görmüş olduğunuz güzelliklerin reçelini kullandım.Bunlar sevgili Ali abi ve Gülşen ablanın bahçesinden ellerimizle büyük bir keyifle topladığımız ahududu ve böğürtlenler.Benim bahçemde de var ama ancak günde bir avuç meyve alabiliyorum henüz.İkisi birlikte çok hoş bir reçel oldular bence.Elbette ayrı ayrı da yapılabilir ama ben bu sefer karıştırmak istedim.Daha önce ayrı ayrı yapmıştım çünkü.Bir sonrakinde içine birazda çilek eklemeliyim.Bugün iyi günümdeyim :) bir yazı iki tarif...

Malzemeler
- yaklaşık 1 kg ahududu-böğürtlen meyvesi
- 800 gr toz şeker
- 1/2 su bardağı su
- 1/2 limonun suyu


Yapılışı
  1. Meyveleri güzelce yıkadım ve suyunu süzdürdüm.
  2. Tencereye biraz meyve ,biraz şeker olacak şekilde tüm malzemem bitene kadar yerleştirdim.Kapağını kapatıp şekerler eriyene kadar kendi haline bıraktım.Bu işlemi akşam yaparsanız sabaha kadar , sabah yaparsanız da akşama kadar beklemelisiniz.
  3. Şekerler eriyince tencereyi ocağa alıp yüksek ateşte 1/2 su bardağı suyu ilave ederek kaynattım.
  4. 5 dk kaynayınca limon suyunu ekledim ve 5 dk daha kaynatıp ocağı kapattım.
  5. Reçeli cam kaseye aktarıp güneşlenmeye bıraktım.2 gün sonra istediğim kıvamı alan reçeli kavanozlara paylaştırdım.
  6. Kavanozları ve kapaklarını önce kaynatmayı unutmayın.Sıcak sıcak reçeli kavanoza aldım, kapağını kapatıp ters çevirdim.Bu şekilde 1 gece beklettim ki hava alan var mı göreyim ve müdahale edeyim.
  7. Efendim reçeliniz hazır.Bundan sonra yapılacak olan serin ve ışık almayan bir yerde saklamak ve tüketmektir.Kahvaltıda , cheesecake'de ya da eski zamanlarda ki gibi kahvenin yanında canınız nasıl isterse ve reçel kavanozları kulağınıza ne fısıldarsa:)


Keyifle reçel yapıp afiyetle tüketmeniz dileğiyle.

NOT:Reçelin kıvamını anlamak için en basit ve geleneksel yöntem ( anne yöntemi ); tabağa konulan reçelin kaşıkla sıyrıldığında aşağıdaki fotoğrafta görüldüğü  gibi ardında yol açmasıdır.


Aaaa bitmiş ama : ( 
Yazar caferengigul.blogspot.com 
 H. GÜLHAN ÖZ ÖZER

29 Mayıs 2015 Cuma

GİRİT KABAĞI DOLMASI


Kabak dolmasını bilmeyen yoktur.Ama bu yuvarlak, minik top gibi sevimli mi sevimli Girit kabaklarını belki hala bilmeyenler vardır.Bu kabağın etli dolması pek güzel oluyor.Hele bir de yanına sarımsaklı yoğurt hazırlarsanız ...


Evet efendim kabakların işlem görmemiş hali yukarıdaki fotoğrafta mevcut.Çok şirinler değil mi?

Malzemeler
- 10 adet girit kabağı
- 200 gr yağsız kıyma
- 10 yemek kaşığı pirinç
- 1 adet soğan
- 3 diş taze sarımsak
- 1 yemek kaşığı salça ( mevsiminde domates de kullanabilirsiniz )
- 1 tatlı kaşığı toz kırmızı biber
- 1/2 demet maydanoz
- 1/2 demet dereotu
- 2 dal taze nane
- karabiber, tuz 
- çay kaşığının ucuyla kimyon
- 1 çay kaşığıacı pul biber (isteğe bağlı)  
- 4 yemek kaşığı zeytinyağı 


Yapılışı

  1. Kabakların içini kaşık yardımıyla oyun.Kabakların dışında çizgiler oluşturacak şekilde sıyırın.Bunu yapmayabilirsiniz tercih sizin.Ben görüntüsünü böyle daha çok beğeniyorum.
  2. Tüm iç malzemeyi derince bir kasenin içinde çiğden karıştırın.
  3. Kabakların içine iç harcını koyun ve kapağını kapatın.
  4. Tüm kabakları bu şekilde hazırladıktan sonra üzerlerine az zeytinyağı gezdirin.Kabakların 2/3 'ünü geçmeyecek kadar su ilave edin.Dilerseniz bu aşamada 1 adet rendelenmiş domatesi de tencereye ekleyebilirsiniz .Domates eklerseniz suyu o oranda azaltmalısınız.
  5. Kısık ateşte kabaklar yumuşayana kadar pişirin.Ilık servis edin.Yanına bol sarımsaklı yoğurt hazırlamayı ihmal etmeyin.Afiyet olsun.
NOT: Kabakları oyduğunuzda içinden çıkan kısmı isterseniz mücver olarak hazırlayabilirsiniz.Eğer kızartma sevmem ya da formuma dikkat ediyorum diyorsanız mücver gibi hazırlayın ve bir fırın tepsisine yayarak 180 derecede kızarana kadar pişirin.Pek güzel oluyor.Aman ziyan etmeyin.

Yazar caferengigul.blogspot.com

25 Mayıs 2015 Pazartesi

KAKAOLU KOLAY KURABİYE


Bu aralar ben hep özlüyorum.Neyi mi özlüyorum?Babannemi özlüyorum mesela...Onun o masmavi gözlerini, kınalı iki örgülü saçlarını özlüyorum.Bizim için yaptığı katmerleri, börekleri özlüyorum mesela...Kim yaparsa yapsın onun yaptıkları gibi olmuyor tadı.
Okul çıkışı annemle yaptığımız bahçe keyiflerini özlüyorum...Babamla girdiğimiz harareti bol siyasi tartışmalarımızı özlüyorum mesela...Çekirdek aile pazar kahvaltılarımızı özlüyorum.
Dershane çıkışı Uğur Mumcu Parkında can dostumla yediğimiz maydanozlu tostları...ama en çok da o bitmek bilmez sohbetlerimizi özlüyorum.
Üniversite yıllarını...deli gibi ders çalışmayı, çok değerli Ali hocamla arazilerde koşturmayı, ders çıkışı elinde kocaman güllerle kapıda beliren Adem'i, yürümeyi ama deli gibi yürümeyi özlüyorum.
Deli kedim Karya'yı, kıskanç ama asil kedim Sinan'ı özlüyorum.
İlk rakıyı birlikte içtiğim kuzenimi özlüyorum...
Ben bu aralar bazı anılarımı çok özlüyorum.İçimde derin bir sızıyla birlikte...
Ne güzel yazmış Cemal Süreya "özlemek ölmekten sadece iki harf fazla be çocuk"


Özlüyorum işte bu aralar ben; durup durup eskiyi, anıları, artık bu dünyada bile olmayan sevdiklerimi ve aradaki  km 'ler yüzünden çok seyrek görebildiklerimi.


İşte aklım ve kalbim özlediklerimle boğuşurken ellerim kurabiye hamuru yoğuruyor böyle zamanlarda içine bolca özlemler ekleyerek.Özlemek tıpkı kakao gibi değil midir zaten; buruk acılığına rağmen damakları şenlendiren bir tatlılığı vardır.

Kurabiyeleri daha önce blogda  Kolay Kurabiye olarak paylaşmıştım.Buradakinin asıl tariften farkı ; içine tepeleme 2 yemek kaşığı kakao eklerken, fındık ve üzümü tariften çıkarmış olmam.Yoğun kakaolu kıtır kıtır bir kurabiye yemek isterseniz bir deneyin.


Kurabiyeler piştiyse çay da hazırdır herhalde...Kapıda da özledikleriniz belirmişse ne mutlu size.
Mutlu haftalar...

21 Mayıs 2015 Perşembe

ÇİLEK REÇELİ


Yaz demek aslında biraz da mis gibi çilek kokusu demek:) Pazarda çilek kokusu, evde çilek kokusu, bahçede çilek kokusu...hele bir de çilek tarlasına dalmışsanız benim gibi nefes alıp vermekten başınızın döneceği garanti.Çilekleri toplarken nazik olmak gerek ama mutlaka bir sepete bir ağzınıza atacaksınız o mini mini çilekleri kural bu kadar basit:)

İnsan bunca zamandır blog yazar, üstelik deli gibi her bulduğu meyvenin reçelini yapar da neden bunu fotoğraflayıp yazmayı unutur ki?Bu sezonun ilk reçeli çilekle başlamalı yazmaya.Aslında bahar başında bir mandalin reçeli yaptım ki herkes parmaklarını yedi.Ben bile inanamadım güzelliğine. İnstagramda fotoğrafını paylaşmıştım.Unutmadan onuda yazsam hiç fena olmaz değil mi?


Malzemeler

- 1 kg çilek
- 800 - 900 gr şeker
- 1/2 limonun suyu
- güneş ışığı:)

Yapılışı

  1. Çilekleri yıkayıp yeşil yapraklarını koparın.Suyunun iyice süzülmesini sağlayın.
  2. Reçeli kaynatacağınız tencereye bir sıra çilek , bir sıra şeker olacak şekilde tüm malzeme bitene kadar yerleştirin.Kapağı kapalı vaziyette buzdolabında 1 gece bekletin.
  3. Ertesi günü tencereyi ocağa koyun kapağı açık şekilde yüksek ateşte kaynamaya bırakın.5 dk kaynadıktan sonra altını kapatın ve soğumaya bırakın.Kaynama sırasında üstünde oluşan köpükleri alın.
  4. Reçel soğuduğunda tekrar yüksek ateşte kaynamaya bırakın.Kaynadığında yarım limon suyunu sıkıp bir taşım kaynatıp ocağı kapatın.
  5. Cam bir kaseye soğuyan reçeli dökün ve üstünü tülbentle ya da kağıt saç bonesiyle kapatın ve güneşe bırakın.Reçel kıvamını güneşte alacak.Yakalaşık 2-3 gün sonra reçeliniz mükemmel kıvama erişmiş olur.
  6. Sıcak suda kaynattığınız kavanozların içine reçeli aktarın.Kaynattığınız kapaklarla kavanozu kapatın  ve ters çevirin.Bir gece bu şekilde beklettikten sonra reçel kavanozlarını ışık almayan bir yerde uzun süre muhafaza edebilirsiniz.


NOT:Ben reçeli güneşte beklettiğim için şekerini az tutuyorum.Güneş oldukça yoğunlaştırıyor reçeli.Eğer böyle bir şansınız yoksa; şeker miktarını 1250 gr olarak ayarlayın.İkinci kaynatmayı yaparken; reçel kaynama noktasına geldiğinde çilekleri içinden alıp , şurubu kıvamını alana kadar kaynatın.Reçeliniz kıvam alınca çilekleri ve limon suyunu ekleyip bir taşım kaynatın.İşlem bu kadar basit:)

Çilek kokulu bir hafta sonu olsun efendim.
Yazar caferengigul.blogspot.com

18 Mayıs 2015 Pazartesi

LİMONLU - GLAZÜRLÜ KEK


Yeni haftaya güzel bir kekle merhaba diyelim mi?

Malzemeler

- 3 yumurta
- 60 gr tereyağı
- 230 gr toz şeker
- 100 ml krema 
- 2 yemek kaşığı kaynar su
- 1 yemek kaşığı limon suyu
- 3 adet limonun rendelenmiş kabuğu
- 180 gr un
- 1 tatlı kaşığı kabartma tozu
Glazür için:  - 1 kahve fincanı  kaynar su
                      -  100 gr pudra şekeri
                      -  1-2 damla limon suyu


Yapılışı
  1. Yumurta ve toz şekeri mikserin yüksek hızında krema kıvamını alana kadar çırpın.Hafif eritilmiş ama kesinlikle sıcak olmayan tereyağını karışıma ekleyip çırpmaya devam edin.
  2. Sıcak suyu mikser düşük hızda çalışır vaziyetteyken ekleyin ve çırpmaya devam edin.Limon suyu, limon kabuğu rendesi ve kremayı ekleyerek düşük hızda çırpmaya devam edin.
  3. Un ve kabartma tozunu eleyerek yavaş yavaş sıvı karışıma ekleyin.
  4. Yağlanmış ve unlanmış kalıba homojen hale gelmiş kek hamurunu dökün.
  5. Önceden 170 dereceye ısıtılmış fırında 40-50 dk pişirin.Keki fırından alıp soğumaya bırakın.
  6. Bir kabın içine glazür için hazırladığınız kaynar suyu, pudra şekerini ve limon suyunu koyup karıştırın.Kabı sıcak su dolu başka bir kabın içine oturtarak ( benmari usulü ) 2 dk boyunca sürekli karıştırın.
  7. Glazürü kekin üstüne güzelce yayın.Kekiniz hazır, afiyet olsun.

Bu kekin üzerini glazürle kaplamak yerine kremayla da sıvayabilirsiniz.Hatta  pasta gibi  katlandırıp, katları limonlu şekerli suyla ıslatıp arasına limonlu pastacı kreması sürebilirsiniz.Ya da üstünü eritilmiş çikolatayla kaplayabilirsiniz.Bu kek pasta olmaya pek bi müsait:) Benden şimdilik bu kadar efendim.Keki bol bir hafta sizlerle olsun.
Yazar caferengigul.blogspot.com

15 Mayıs 2015 Cuma

KİTAP- AT ÇOCUK


"Bir babanın oğlunu iyileştirme mücadelesi" diyor kitabın kapağında.Evet Rupert Isaacson'un "At Çocuk" kitabından bahsediyorum.Aslında bu gerçek bir hikaye.Bir babanın otizm teşhisi konulan oğlunu iyileştirme çabaları ve bu süreçte yaşadıkları anlatılıyor kitapta babanın dilinden.Duygu yüklü bir kitap.Okudukça hayran kaldığım bir anne ve baba.

"Otizm üç yaşından önce başlayan ve ömür boyu süren, sosyal etkileşime ve iletişime zarar veren, sınırlı ve tekrarlanan davranışlara yol açan beynin gelişimini engelleyen bir rahatsızlık" olarak tanımlanıyor Wikipedi'de.Ve yine belirtiyor Wikipedi "otizmin çaresi yoktur"...Bazen kitaplar, tıp, bilim, mantık çözemez sorunları.Doğa kendi içinde saklar ilacını,  çözümünü ya da ipucunu.

Terapiler, tedaviler ...ve oğlunu çok iyi gözlemleyen bir baba.Rowan'ın (oğul) atlarla arasındaki bağı sezen Rupert ( baba ) oğlunun iyileşme sürecini bu bilinçle şekillendiriyor ve şaman şifacılığından yardım alıyor.Aile atlarla tedavinin mümkün olduğu Moğolistan' da 1 ay süren bir yolculuğa çıkıyor.Bir ayın sonunda geldikleri nokta inanılmaz...Bu kitap mutlaka okunmalı...

Kitapta beni derinden etkileyen bilgi bir kısım bilim insanının bir çeşit otizmin sebebinin gen-çevre etkileşimi olduğunu söylüyor olmasıydı. Yani doğadaki kirlenmenin, bozulmanın geri dönüşümü bizlerde ve çocuklarımızda belki bir otizm, belki bir kanser  olarak kendini gösteriyor.Aslında bizler doğaya kalbimizle bakmayı unutmasaydık belki de bugünkü durumda olmayacaktık.

Bu kitabı okumanızı özellikle tavsiye ediyorum.İlginiz olsun ya da olmasın.Çünkü azmin zaferi, sevginin iyileştirici gücü var bu kitapta.Doğanın şifalı eli ve unutulmaya yüz tutan geleneklerin iyileştirme gücü...

Okuması bol bir hafta sonu olsun hepimiz için.
Yazar caferengigul.blogspot.com

13 Mayıs 2015 Çarşamba

NOHUT SALATASI


Bu aralar havalar tam benlik:)Ben bir yağmur delisiyim.Bodrum bu yıl yağmura doyuyor.Sabah günlük güneşlik bir güne merhaba diyoruz.Ancak öğleden sonra güneş yavaş yavaş  bulutların ardına saklıyor; "bulamazsınız ki beni" dercesine:) Akşam üzeri hoop yağmur başlıyor.Önce gökyüzü fotoğraftaki gibi bir hal alıyor.Yağmur yağıyor , yağıyor, yağıyor, yağıyor...Şero ve ben balkonda manzaranın keyfini çıkarıyoruz.Elimde de karanfilli, tavşan kanı bir fincan çayım..Karanfilli çayım babannemden yadigar.Yağmur diniyor, kuşlar başlıyor şakımaya.Sonra gözümün gördüğü:


Ne denir ki?Benim gördüğümü sizde görün istedim bugün.Sonrası hayaller, kitaplar, nefes almalar...Öyle basit bir nefes değil sözünü ettiğim.Şu yukardaki görüntünün hakkını verecek, o kızıllığı bir nefesle içine çekecek kadar derin bir nefes.Şükür dolu bir nefes, mutluluk dolu bir nefes, huzur dolu bir nefes, kuş cıvıltılı bir nefes, deniz kokulu bir nefes, toprak kokulu bir nefes, miyavlamalı bir nefes ve tüm sevdiklerimi içime alıp sarmalayacak güçte bir nefes.

Daha ne diyeyim.Yağmur sen yağ ...doğa temizlensin, bitkiler canlansın, ... ben mutlu olurum.Bu bana yeter koca dünyada...


Bu yazının ardından pek uygun olmasa da tarifsiz geçmek istemedim.Biraz sonra misafirlerim gelecek.Onlara keçi tandır , zeytinyağlı yaprak sarma, fırında minik patates hazırlıyorum.Tatlı olarak yeni yeni yapmaya başladığım keçi sütünden salepli geleneksel dondurma ikram edeceğim:)Tabiki artık sofralar balkona kuruluyor:)Daha işim çok anlayacağınız.O yüzden tarifim bu kadar kolay:)

Nohut salatası benim favori bakliyat salatamdır.Kolay ama lezzeti bol.Haşlayıp suyunu süzdüğünüz nohutları ( kabuklarını çıkaracak sabrınız varsa çok daha da güzel olacaktır )  servis yapacağınız kaseye alın.Mümkünse taze çekilmiş kimyon, tuz ve pulbiberle tatlandırın.Biraz maydanoz doğrayıp; zeytinyağı ve limon suyu gezdirdiniz mi işlem tamamdır.Bu salatanın can alıcı noktası kimyonudur bilginize.Benden bugünlük bu kadar mutfağa gitmem lazım.Hazırlansın yemekler, gelsin misafirler ve bir masanın etrafında başlasın derin derin sohbetler.
Yazar caferengigul.blogspot.com