10 Ekim 2013 Perşembe

ÇİKOLATALI NANELİ KEK


Günlerden  Perşembe.Bu gün Yalıkavak' ın meşhur pazarının kurulduğu gün.Benim sabahın ilk ışıklarıyla uyanıp daha kimsecikler sebze ve meyveleri örselemeden alma telaşına düştüğüm gün.Bir çok arkadaşım sayfasında yazdı güzelim pazarımızı.İtiraf ediyorum bu gün balkon daha bir cazip geldi bana ve rutinimi kırdım.

Öyle güzel ki bu gün Yalıkavak...İnsan hiç bir şey yapmadan denizi izlemek istiyor.Sabahın erken saatlerinde denizin üstünde dans eden balıkları görmek anlatılır bir duygu değil.Biraz kuş cıvıltısı, horoz sesi ve balığa giden teknelerin sesinden başka ses yok.Doğa "dur" diyor, "derin bir nefes al ve dur.Sakinleş, yaşamın farkına var, benim farkıma var."

Ben birkaç satırda sabahımı paylaşmak istedim sizinle.Evet biliyorum keşke bir kaç kare fotoğraf ekleseydim.Makinayı alıp çekim yaparsam anı kaçıracakmışım hissine kapıldım.Ama en kısa zamanda bunu yapacağım.

Dün yaptım bu nane aromalı keki ,5 çayına:)Ve iki, yüreği güzel arkadaşım eşlik etti akşam üzeri keyfime.Çenem düştü benim sanki, yazdıkça yazasım geliyor.Fazla uzatmadan malzemelere geçmeli yoksa yazının içinde kaybolacağım ve bu kadar uzun yazıyı görünce herkesler kaçacak:(


Malzemeler
- 2 yumurta
- 1 su bardağından 2 parmak eksik toz şeker
- 1+3/4 su bardağı un 
- 1 paket kabartma tozu
- 125 gr tereyağı
- 200 gr bitter çikolata
- 1/2 demet nane


Yapılışı

1.    Tereyağı ve çikolatayı benmari usülü eritin.Karışım pürüzsüz bir hal alınca ocağı kapatıp karıştırarak ılıtın.


2.    Toz şeker ve 2 yumurtayı kabarana kadar çırpın.
3.    Un ve kabartma tozunu eleyerek yumurtalı karışıma ekleyip çırpmaya devam edin.




 4.    İnce kıyılmış nane ve çikolatayı yavaş yavaş karışıma ekleyip çırpın.

 5.   Hafif yağladığınız ya da yağlı kağıt serdiğiniz kek kalıbına karışımı dökün.Oldukça yoğun bir karışım oluyor.Piştiğinde üstü düzgün görünsün istiyorsanız fırına vermeden önce bir spatula yardımıyla düzeltin.Ya da benim gibi hiç bir şey yapmadan öylece bırakın:)


6.    Önceden 180 dereceye ısıtılmış fırında 25 - 30 dk pişirin.Soğuyunca servis yapın.



7 Ekim 2013 Pazartesi

KIYMALI KABAK



Bugün hafta başı ve benim eve en geç geldiğim günlerden biri:( Canım mutfakta vakit geçirmek istemedi bir keyifsizlik var üzerimde sanki.

"Akşama ne pişirmeli" modundayım bu aralar anlayacağınız.Dolapta da 3 adet kabağım var.Yazdan kalan son kabaklar.Zeytinyağlı ne güzel olur yazın.Her zaman ki gibi pişirmek gelmiyor içimden.Çünkü havalar çok soğuk.Şöyle içimi ısıtacak, sıcak yenilecek farklı bir yemek olmalı derken aklıma dondurucuda ki kıyma geldi.Ve akşam yemeğim kafamın üzerindeki düşünce baloncuğunda beliriverdi:)Olur mu olmaz mı ,sevilir mi sevilmez mi, o mu bu derken döküm tencerem çıktı meydana...Çünkü onda pişen her yemek daha bi başka oluyor.Ağır ağır pişerken kendi suyunda gıdalar, öyle bir lezzet çıkıyor ki ortaya anlatılmaz.Ancak yoksa böyle bir tencereniz elinizdeki en kalın tabanlı tencereyi kullanmanızı öneririm.


Tencereyi zeytinyağı ile azıcık yağlayarak işe başladım.İrice bir soğanı halka halka doğradım ve tencerenin dibine dizdim.Sonra üstüne kıymayı serptim.2 - 3 diş sarımsak eklemesem kabaklara ayıp olurdu.Alacalı soyduğum kabakları da halka halka doğradım ve kıymanın üstüne oturtuverdim.


Sonrası tuz, karabiber, pul biber ve dereotu...Az da zeytinyağı gezdirdim.İşte benim eserim:) Nasıl ? Çok güzel görünüyor değil mi?Ben bu görüntüyü öyle çok sevdim ki: pişirmesem mi diye düşünmeden de edemedim.Tazelik, doğallık...kısacası "hayat" bu .

Zor da olsa kapatıp tencerenin kapağını ocağın en minik gözüne yerleştirdim.Ve en kısık ateşte bıraktım kendi haline.


Ne kadar pişti?...Aslında süre tutmadım:) Üstteki görüntü bana piştim demişti zaten.Yine de bir süre isterseniz 30 - 40 dk gibi olsa gerek.Biraz daha dereotu ekledim ve akşam yemeğim hazırdı.


Öyle hafif ve lezzetliydi ki ben bile inanamadım:)

Yazar caferengigul.blogspot.com

1 Ekim 2013 Salı

YAĞMUR, GÖZLEME VE YOĞURTLU KEK

Gece boyunca kuvvetli esen rüzgar, yağmur bulutlarıyla geldi .Bu gün Bodrum' da da hissedildi sonbahar.


Benim havalarım bu gün merhaba dedi sonunda.Takip edenler bilir yağmuru ve fırtınayı ne çok sevdiğimi ...Gökyüzünün griliğinin denize düşen aksine hayranlığımı...Ve fırtınadan sonraki sakinliği...

Bu gün yağmur sevinciyle mutfaktan çıkanlar:


Gözleme: Yapması öyle kolay ki hiç öyle uzun uzun anlatmaya gerek yok.1 adet yufkayı alıyor ve tavanın üstüne yayıyoruz.Sonrası size kalmış:) peynirli, patatesli, otlu, kıymalı....bu liste uzar gider.Ben az tereyağı, az çökelek, az çeçil peyniri ve azcık da maydanozlu bir içle yaptım.Kısık ateşte her iki tarafı da  kızarana kadar pişirdiniz mi çıtır çıtır  gözlemeniz hazır oluyor.


Yağmur keyfi kek olmadan olmaz.Olamaz mümkün değil.Dolap şöyle bir karıştırılır; ne var, ne yok bakılır.
- 3 yumurta kırılır önce ( tıpkı Nil'in söylediği gibi:)
- 1 su bardağı şekerle çırpılır sonra.
- 3/4 su bardağı tereyağ eklenir...ve çırpmaya devam.
- 1 su bardağı yoğurt,
- 1 limon kabuğu rendesi,
- 1/2 limonun suyu eklenir ve çırpmaya devam.
- 1.5 su bardağı un ( eleyin mutlaka),
- 1 paket kabartma tozu,
- 1 çay kaşığı karbonatı ekleyin ve çırpmaya devam.
- 2 avuç kuru üzüm ve bir o kadar da dövülmüş cevizi de ilave ettiniz karıştırdınız mı işiniz bitti.

Yağlı kağıt serdiğim tepsiye döküverdim kek hamurunu.Üstüne de annem usülü susam serptim.Sanırım annemi özledim :(
180 dereceye ısıtılmış fırında 30 dk yeterli geldi pişmesine.Ben de bu arada demledim çayımı.


Tabağım hazır şimdi balkona çıkıp yağmuru izleme ve ruhumu dinleme vakti...


Yazar caferengigul.blogspot.com

25 Eylül 2013 Çarşamba

TEKNELİ BALIKÇI PASTA :)



"Bu denizden sağ çıkamazsınız, ağlara dokunmayın
Balıkçıları kırmayın; balıkçılar balıktır insan değildir
İstisnası istavrittir, göz göze gelirsiniz, İstanbul kıpırdayabilir
Bir de aşk kayabilir elinizden, teninizden,
                                                  ama ne denizlere doğru"
                                                                                          Hüsnü Arkan



Yazar caferengigul.blogspot.com

23 Eylül 2013 Pazartesi

MAŞ PİYAZI

Bu bitkiyle tanışmam canım annem sayesinde olmuştu.Bir aralar şeker problemi nedeniyle doktoru gözetiminde diyet yapmıştı.Maş fasulyesiyle de o dönemde tanıştık.Kendileri şeker düzeyini düşürücü etkiye sahip bir bitkiymiş.


Ülkemizde Doğu ve Güney Doğu Anadolu' da yetiştirilen maş fasulyesi Çinliler tarafından da hastalıkların tedavisinde kullanılmaktaymış.Annem haşlayıp salatalarına , pilavlarına ekledi o dönemler.Piyaz hali bence en leziz hallerinden biri.



Malzemeler

- 3/4 su bardağı maş fasulyesi
- 1/2 demet taze soğan
- 1/2 demet taze nane
- 2 adet közlenmiş kırmızı biber
- 3 yemek kaşığı nar ekşisi
- 1 çay kaşığı sumak
- tuz
- zeytinyağı


Yapılışı

  1. Fasulyeyi bir gece önceden ıslatın.Ertesi gün süzdüğünüz fasulyelerin üzerini 2 parmak geçecek kadar su ekleyerek kaynatın.
  2. Fasulyeler piştiğinde güzelce süzün.
  3. Yeşillikleri ince ince doğrayıp fasulyeye ekleyin.
  4. Közlenmiş kırmızı biberi de minik minik doğrayın ve fasulyeye ekleyin.
  5. Nar ekşisi, sumak ve zeytin yağını ilave edip güzelce karıştırın.Zeytin yağını bol kepçe eklemelisiniz.Daha bi lezzetli oluyor:)
Çok hafif ve ferah bir salata oluyor.Ben et yemeklerinin yanına çok yakıştırıyorum.Mutlu haftalar.
Yazar caferengigul.blogspot.com

18 Eylül 2013 Çarşamba

TÜRK KAHVELİ VE LİKÖRLÜ KEK

Var mı bol köpüklü Türk kahvesi gibisi...Şöyle yanında çifte kavrulmuş lokumla , bir yudum ev  yapımı likörle, eski zamanların hatırına bir kaşık ev yapımı reçelle ya da modern zamanların eşlikçisi çikolatayla.


Pek tabi bir dilim kekle de yudumlayabilirsiniz kahvenizi.Ama ben kekin içinde kahve tadına ulaşmak istedim.Bana göre Türk kahvesi likörsüz olmazdı, keki de mahrum bırakmayayım dedim.İşte huzurlarınızda Türk kahveli ve likörlü kek.


Malzemeler

- 3 yumurta
- 1 su bardağı toz şeker
- 1/2 su bardağı sıvı yağ
- 1/4 su bardağı kakao likörü
- 2  fincan ( usulüne uygun pişirilmiş, sıcak ) Türk kahvesi
- 1 su bardağı un
- 1 paket kabartma tozu
- 1 çorba kaşığı kakao
- 1 kahve fincanı damla çikolata

Yapılışı

1.   Yumurta ve toz şekeri krema kıvamını alana kadar çırpın.
2.   Krema kıvamına gelen karışıma önce sıvı yağı ardından sıcak kahveyi yavaş yavaş ekleyerek çırpmaya devam edin.
3.    Kakao likörünü de ekleyin ve çırpmaya devam edin.
4.    Un, kakao ve kabartma tozunu eleyerek sıvı karışıma ekleyip çırpmaya devam edin.


5.    Kekin kalıba yapışmasını önlemek için kalıbı yağlayıp unlayın.Karışımı kek kalıbına dökün ve üzerine damla çikolataları serpiştirin.
6.      Önceden 180 dereceye ısıtılmış fırında 35 - 40 dk pişirin.


7.     Fırından çıkardığınız keki 10 dk dinlendirin.Kalıbı ters çevirip keki çıkarın ve soğumaya bırakın.


Kekin içindeki kahvenin tadına vararak afiyetle tüketin.

Yazar caferengigul.blogspot.com

16 Eylül 2013 Pazartesi

ŞEFTALİ REÇELİ

Haftaya reçel yaparak başlamaya ne dersiniz?


Şeftali mevsimi sona ermeden mutlaka yapmalısınız.Kesinlikle pişman olmayacaksınız benden söylemesi.

Malzemeler

- 1 kilo orta boy olgun şeftali
- 750-800 gr toz şeker ( eğer güneşte bekletme şansınız yoksa 1000-1500 gr şeker kullanmalısınız )
- 1 adet çubuk tarçın
- 1 adet vanilya çubuğu
- 1/2 limonun suyu
- bol miktarda yaz güneşi:)


Yapılışı

1.  Şeftalileri ikiye bölün ve derince bir tencereye yerleştirin.Üzerine toz şekeri serpiştirin.Ben çekirdeklerini de tencerenin içine atıyorum.Çünkü kaynatma anında çok güzel renk veriyor. 


2.  Şeftaliler bu şekilde bir geceyi geçirsinler, sabaha suyunu bırakmış olurlar.Bu sayede kaynatması kolay olur ve su eklemek zorunda kalmazsınız.
3. Sabah olup da gün doğunca tencereye tarçın ve vanilya çubuğunu da ekleyin ve ocağa koyun.Şeftaliler pişene kadar kaynatmaya devam edin.
4.  Son olarak yarım limonun suyunu ekleyip bir taşım kaynatın ve ocağı kapatın.
5.  İçinden çekirdekleri çıkarıp 3-4 gün kıvam alana kadar güneşte bekleyin.


6.  Mis gibi kokusuyla şeftali reçeliniz hazır efendim.Size ise onu kaynatılmış kavanozlara koymak ve yine kaynatılmış  kapaklarla sıkıca kapatıp ters çevirmek kalır ( bu işlemle kapakların sıkı kapalı olup olmadığının sağlamasını yapmış olursunuz ). Bir gün bu şekilde bekletip kaldırabilirsiniz.

Bu harika reçeli; çat kapı gelen misafirlerinize, bir kaşık kaymak ya da dondurma eşliğinde tatlı niyetine de servis yapabilirsiniz.Benden söylemesi:)

Tatlı haftalar...