24 Eylül 2018 Pazartesi

SES VERİYORUM AMA SÖZ VEREMİYORUM

13 Temmuz 2017 tarihliymiş son yazım. Aklımın burada olduğu ama elimin klavyenin tuşlarına eremediği 1 sene geçmiş aradan. Neler neler olmuş bu 1 senede ve neden ben bu kadar uzak kalmışım ki  buralardan ? Oysa ne çok özledim yazmayı , iç dökmeyi, güzel şeyleri paylaşmayı, belki arada kaybolmasın ,sizlerde yapın ki unutulmasın dediğim tarifleri kaydetmeyi.

Bu geçip giden koca bir senenin kısa paylaşımları instagram hesabımda mevcut.Ama işte blog yazmak hiçbir şekilde instapiti pitide paylaşım yapmak kadar kolay değil.Uzunca bir zaman ve çokça bir emek istiyor. Ben buralarda yokken blog okuyanlarda oldukça azalmış gibi. Hızlı ve kolay olan daha cazip geliyor insanlara. İnstapiti pitide bile durum farklı değil.

Koca 1 senede en çok ne oldu, ne değişti derseniz eğer, doktorlara olan güvenimin kaybolduğunu söyleyebilirim çok net bir şekilde.Doktor sıfatlarının olması, hatta ellerinde diplomalarının olması onların gerçek anlamda bir "doktor" olduklarının kanıtı değil artık gözümde . Ne çok ilaç ve ne çok acı çektirdiler bana .Öyle zamanlar oldu ki gece uykuya dalmadan önce sabaha uyanmamayı dilediğim.Hala da kurtulamadığım sıkıntılar.

Dünyada yaşarken bir insan için en mühim şeyin sağlık olduğunu acı tecrübelerle öğrendim.Sağlık yerindeyse herşey ama herşey bir şekilde olup bitiyor. Ama işte o yoksa böyle kayıp günleriniz, aylarınız, yıllarınız oluyor.Güne ağrısız başladıysam benden mutlusu olamaz ve sağlıklı her günüm için sonsuz şükür diyorum.

Artık 4 kişiyiz evde; eşim , ben , Şerocum ve ailemizin yeni üyesi Osman. Şerocumu zaten biliyorsunuz .Osman´ a gelince ; o yavaş yavaş eve süzülüverdi.Önceleri bahçede kalır derken sağır olduğunu farketmemizle birlikte durumlar tamamen değişti.Osman sağır bir Ankara pisisi ve Temmuz ayından beri bizimle.Şu sıralar dişleri yenileniyor ve biz ortalarda biryerlerde onun minik dişlerine rastlıyoruz. Yastığının altına koyup diş perisi almaya gelecek diyesim geliyor ama Osman yastık kullanmıyor.Acayip komik bir kedi kendileri.

Bahçe işleri önceki senelerden bildiğiniz gibi elimizden geldiğince aynen devam. Mutfak ve odun fırınıda bildiğiniz gibi işlemeye devam etmekte. Sadece bu sürede evde verilen davetlerde epey bir azalma oldu.Çünkü hayatımızı ağrılar yönetir oldu.Haftalarca ekmek yapmadığım günler oldu ve klasik beyaz ekmeğe takıldık bu sürede. Sonuç alınan 1 kilo olarak dönünce mümkün olduğunca ve gerekirse şartlar zorlanarak bu evde ekmek yapılacak kararı alındı.

Sevdiklerimizi uğurladık bu geçen 1 senede ebedi istirahatgahlarına. Oysa bir de hayatımızdan  hala nefes alırken uğurladıklarımız vardı ki; kiminde geriye güzel anılar kalırken , kimi o güzel anıları da çıkınına katıp gitti.

Buradan bakınca ne çok şey değişmiş 1 senede .Ama şuradan bakınca da pek de fazla birşey değişmemiş aslında.Hayat ; ne çok öğreti barındırıyor her anında. Keşke güzellerini alıp, acı verenleri almama seçeneğimiz olsa bavulumuza. Hoş o acı veren öğretiler değil mi asıl eğitici olan. Hadi bakalım var sen çık işin içinden.

Onu bunu geçelim de farkında mısınız bilmem ama, sürdürüyor olduğumuz şu hayatlarımız  çok değerli. O yüzden her anını hakkını vererek yaşamalıyız. Doğaya dönmeliyiz yüzümüzü ve örnek almalıyız kurdu, kuşu, bitkiyi, denizi, güneşi,...

İşte böyle ...Ben bir ses vermek istedim buradan sizlere. Dileğim yeniden elimin , gönlümün erdiğince , dilimin döndüğünce yazabilmek. Dedim ya başlıkta da ses veriyorum ama söz veremiyorum. Belki siz de bir ses verirsiniz, ne dersiniz? 
Kalın sağlıcakla.

Yazar H.GÜLHAN ÖZ ÖZER 
 caferengigul.blogspot.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme