12 Ekim 2011 Çarşamba

ÇOK ÖNEMLİ



Geleceğimiz için, sağlığımız için, çocuklarımız için, dünyamız için, kendimiz için..... GDO ya HAYIR.Lütfen linki tıklayarak, hepimiz için gerekeni yapalım.
Yazar caferengigul.blogspot.com

10 Ekim 2011 Pazartesi

DİLİM POĞAÇA


Sisli ve yağmurlu bir Yalıkavak ... Benim havalarım geldi şehrime.Ben bu satırları yazarken yağmur hala yağıyor.Daha ne isterim ki ben.


Uzun yürüyüşlerle geçirdim bu hafta sonunu; yağmurda kah şemsiyeli, kah şemsiyesiz özgürce.


Ve kendimi özel hissettiren şık sunumlu kahve molalarıyla...

Malum hava güze döndü.Mutfakta keksiz kalamazdı.Bir dilim kek ve sıcacık bir bardak süt.Ya da bir dilim poğaça ve bir bardak çay....


Malzemeler

- 1,5 su bardağı yoğurt ( kaymaklı kısmı olursa hiç fena olmaz)
- 100 gr tereyağı
- 1 paket kabartma tozu
- 1 çay kaşığı tuz
- aldığı kadar un
  
 iç harcı için

- 100 gr rendelenmiş beyaz peynir
- 50 gr rendelenmiş kaşar peyniri
- ince kıyılmış maydanoz
- ince kıyılmış dereotu
- karabiber

üzeri için

- 1 yumurtanın sarısı
- çörekotu
- susam


Yapılışı
  1. Oda ısısında yumuşatılmış tereyağı, yoğurt, un, kabartma tozu ve tuzu karıştırıp, yoğurun.Ele yapışmayan bir hamur olmalı.
  2. Hamuru iki eşit parçaya ayırın.Yağlı kağıt sermiş olduğunuz tepsiye hamuru elinizle yayın.
  3. Bir kasede karıştırmış olduğunuz iç malzemelerini, hamurun üzerine serpiştirin.
  4. Kalan hamurla harcın üzerini güzelce kapatın.
  5. Üzerine yumurta sarısı sürün.Susam ve çörekotunu serpiştirin.
  6. 180 dereceye ısıtılmış fırında üzeri kızarana kadar pişirin.
  7. Kare şeklinde dilimleyerek servis yapın.Afiyet olsun.

4 Ekim 2011 Salı

4 EKİM HAYVAN HAKLARI GÜNÜ


Ben onlarsız bir hayat düşünemiyorum.Bu dünya üzerindeki her şeyde en az bizim kadar onlarında hakları olduğunu çok iyi biliyorum.Gelişen insanoğluna karşı, doğa üzerinde bizden daha fazlasını hak ettikleri işin asıl doğrusu.

Belki unuttuğumuz insanlığımızı onları gözlemliyerek yeniden kazanabiliriz.

Yazar caferengigul.blogspot.com

3 Ekim 2011 Pazartesi

ÇİĞ BALIK


Bodrum' da renga olarak bilinen bu balık cinsi, mahi mahi ve lambuka olarakda adlandırılmaktadır.Taze, tütsülenmiş veya salamura edilmiş olarak tüketilir.Bence en güzel çiğ balık rengadan oluyor.Henüz pişmiş olarak hiç yemedim.Tekrar yakalarsak pişirip yemeyi düşünüyorum.Bakalım pişince de bu kadar güzel oluyor mu?


Çiğ balık için önce balığın derisini sıyırıp, filetosunu çıkarıyoruz.Ben ince ince dilimledim.Dilerseniz dilimlemeden de hazırlayabilirsiniz.Genişçe bir kaseye aldığınız balıkların üzerine deniz tuzu, taze çekilmiş karabiber ve 2 adet limonun suyunu ekleyip karıştırın. Tuzu normalden biraz fazlaca koymalısınız.Çünkü balık tuz ve limonla pişecek.



Ben bu sefer içine bir kaç yaprak taze adaçayı da ekleyiverdim.Çok da yakıştı.Şimdi iş; bir gece buzdolabında bekletmek ve ara ara karıştırmak.Bu sürede balık pembe  ve çiğ görüntüsünden, beyaz ve pişmiş bir görüntüye ulaşacak.


Ve sizede afiyetle yemek kalacak.


Immmm enfes, lokum gibi...

Gelelim sevgili  Zeliha' nın beni de dahil etmiş olduğu mim' e:

Issız bir adaya düşersem eğer günün birinde ( ah ah nerede o gün ), olmazsa olmazım 




Köz patlıcan , şöyle bol zeytinyağlı


Adaya düşülür de balıksız kalınır mı hiç..Tuzda levrek



Domatessiz yaşayamam ki bennnn .....

Bu mim'i 4 arkadaşa göndermek gerekmekteymiş.Ben aranızdan 4 kişi seçmek yerine, diyorum ki hayal kurabilen herkese açık olsun bu mim.E hadi buyrun bakalım... 
Yazar caferengigul.blogspot.com

26 Eylül 2011 Pazartesi

HEDİYELER VE FIRINLANMIŞ KÖY TAVUĞU


Geçtiğimiz hafta içinde hediye geldi  fotoğrafta görmüş olduklarınız.Bundan daha değerli bir hediye olabilir mi...Emek var her şeyden önemlisi , doğallık var ve tabi bir de değer verilmek var...Ne mutlu bana.

Şeker gibi üzümler, mis kokulu domatesler, çıtır çıtır biberler, taze fasulyeler, patlıcanlar, taze mi taze pırasalar, hepsi dalından toplanmış, toprak kokulu, doğal.Ve tabi köy tavuğu..............


Hiç vakit kaybetmeden fırınlandı ve afiyetle tüketildi.Immmmm enfesti doğrusu.Hep söylediğim gibi doğal olan her zaman en değerli olandır.Malum köy tavuğu biraz sert olabiliyor.Bu nedenle önceden haşladım kendilerini.Haşlama suyunu da  buz kalıplarına koyup, dondurarak ev yapımı leziz tavuk bulyonlar yaptım.Bir taşla iki kuş misali : )

1 yemek kaşığı tereyağını, 5-6 diş rendelenmiş sarımsağı, 2 şer dal doğanmış taze biberiye ve kekiği, karabiber ve deniz tuzu ilavesiyle karıştırıp, tavuğun derisinin altına sürdüm.Patatesleri irice doğradım, bir kaç adette yeşil biber ekleyip fırın poşetine yerleştirdim.Tavuğu da poşete alıp, az da zeytinyağ ekleyip 230 derece fırına verdim.


Sonuç mu:   lokum gibi yumuşacık, lezzetli mi lezzetli bir ziyafet  oldu.Herkesin emeğine sağlık ama en çok da üretenin ve bize getirenlerin emeğine sağlık.


Yemek bu kadar doğal olurda yanına katık olan ekmek kusur mu kalır.Pek tabi ki ekşi mayalı ekmek eşlik eder bu değerli yemeğe.Fırından yeni çıkmış, çıtır çıtır hali ve mis kokusuyla : )

Yazar caferengigul.blogspot.com

19 Eylül 2011 Pazartesi

KAÇAMAK

Bir kelebeğin kanatlarının hafifliğine bıraktık kendimizi


Aldı bizi bıraktı cennete


 Göz alabildiğine deniz, güneş


Ve kitabım...


Huzur


Bir yudum rakım, üç beş çeşit meze bir de sevdiğim...


İşte tatil dediğin...Miskinlik:)


Saklanmak...


Merak.


Bunlar da benden sizlere...


Yazar caferengigul.blogspot.com

5 Eylül 2011 Pazartesi

ARŞIN BÖRÜLCE

Arşın börülce...bizim oraların börülcesi...Bayramda memlekete kadar gidilir de hiç o güzelim arşın börülcelerden alınmaz mı?Sağ olsun babacığım sevdiğimiz her şeyden bolca bolca almış.Tüm çarşıyı, pazarı eve taşımış.


Uzun uzun olduğundan adı arşın börülcedir kendilerinin.Kılçığı ve kurdu olmaz.Kısacası pek bi lezzetli ve zahmetsizdir.Tadı diğer börülceden farklıdır ve işte tamda bu sebepten daha çok severim ben kendilerini.



Öyle uzun uzadıya tarife hiç gerek yok.İrice bir kuru soğanı doğrayıp, zeytinyağında kavurun.Rendelenmiş 1 veya 2 adet domatesi ekleyin.Sakın ama sakın 1 tatlı kaşığı tatlı toz kırmızı biber eklemeyi unutmayın.Börülceleri de tencereye alıp, kısık ateşte kavrulmaya bırakın.Dibi tutacak gibi olursa ılık su ekleyin ve pişirin.Bu muhteşem yemek ılık ya da 1 gece buzdolabında beklemiş haliyle pek bir güzel olur, benden söylemesi:)



ımmmmmmmm, enfes.
Yazar caferengigul.blogspot.com